Hosgeldiniz.... AyMaRaLCaN Bilgi Paylasim Platformuna..... Cay Isterseniz ( Hayali Büfe ) Smile Sagda Büfemiz Var Buyurun Bir Bardak Alin Afiyetle Icin Seker Bitmis ise Lütfen Zile Tiklayin Servisimiz Yardimci Olacaktir..... ..Keyifli Seyirler Dilerim Smile Bye ...
Yazar ---- > Wink AyMaRaLCaN



 
AnasayfaGüncel KonularGaleriSSSAramaKayıt OlGiriş yap
En son konular
»  Acilinden Kaciyorum ...Görüsmek Umudu Ile <---- Bye
Cuma Ara. 14, 2012 7:05 am tarafından AyMaRaLCaN

» Bir Sarkisin Sen
Cuma Ara. 14, 2012 7:03 am tarafından AyMaRaLCaN

» MerHaba MerHaba :)
Cuma Ara. 14, 2012 6:58 am tarafından AyMaRaLCaN

» Azerbaycan Yemekleri,Azerbaycan Yemek Kültürü,Azerbaycan Mutfağı
Cuma Ara. 14, 2012 6:49 am tarafından AyMaRaLCaN

» ORHAN AFACAN SIIRLERI Tas Atan Cocuklar
Cuma Kas. 30, 2012 7:48 am tarafından AyMaRaLCaN

» Aşık Mahzuni Şerif - Bu Mezarda Bir Garip Var
Cuma Kas. 30, 2012 3:51 am tarafından AyMaRaLCaN

» Aşık Mahzuni Şerif - Bizden Geriler (Gam Kasavet)
Cuma Kas. 30, 2012 3:49 am tarafından AyMaRaLCaN

» Aşık Mahzuni Şerif - Benim Hayatım
Cuma Kas. 30, 2012 3:48 am tarafından AyMaRaLCaN

» Aşık Mahzuni Şerif - Babasını (Bir Fakirin Hatırını)
Cuma Kas. 30, 2012 3:46 am tarafından AyMaRaLCaN

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Istatistikler
Toplam 7 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: AyBüke

Kullanıcılarımız toplam 28063 mesaj attılar bunda 19753 konu
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Sosyal yer imi
Sosyal yer imi Digg  Sosyal yer imi Delicious  Sosyal yer imi Reddit  Sosyal yer imi Stumbleupon  Sosyal yer imi Slashdot  Sosyal yer imi Furl  Sosyal yer imi Yahoo  Sosyal yer imi Google  Sosyal yer imi Blinklist  Sosyal yer imi Blogmarks  Sosyal yer imi Technorati  

www.ay-maral-can.forum-aktiv.com

Sosyal bookmarking sitesinde adresi saklayın ve paylaşın
En bakılan konular
Bir Sarkisin Sen
Azerbaycan Bayragi
Xürremiler Herekatı ve Babek
Acilinden Kaciyorum ...Görüsmek Umudu Ile <---- Bye
MEN TELESMİREM Semed Vurgun ..1954
Radyo icin Tema Resimleri Resimler Resim
Murat Yıldırım Burçin Terzioğlu Düğün resimleri
MerHaba MerHaba :)
Hiphop - Rap Müzik Şarkı Sözleri
Yeni Büyük Kalp Gif'leri Arşivi 3, Küçük Kalpler, Küçük Hareketli Kalpler, Küçük PNG Kalpler, Küçük Sayfa süsleme Kalpleri, Minik Kalpler, Kırmızı Minik Kalpler, HAreketli

Paylaş | 
 

 KARACOĞLAN'IN YAŞAMI VE ŞİİRLERİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
AyMaRaLCaN
Admin


Üyelik tarihi : 11/06/08

Mesaj Sayısı : 12267

Rep Gücü : 29249

Rep Puani : 235


MesajKonu: KARACOĞLAN'IN YAŞAMI VE ŞİİRLERİ   Salı Kas. 23, 2010 5:37 am

KARACOĞLAN'IN YAŞAMI VE ŞİİRLERİ

YAŞAMI

Çoğu halk şairigibi, elimizde Karacoğlan'ın yaşamı ile ilgili kesin bir bilgi ya da belgeyoktur. Bildiklerimiz, bazı söylentilere ve şiirlerine dayanmaktadır.Güney illerimizdeki(Mersin, Adana, K.Maraş vb.) yay­gın bir söylentiye göre Adana'nın ilçesiolan Bahçe'ye bağlı Farsak (Varsak) köyünde doğmuştur.
"Kozan Dağından neslimiz
Arı Türkmendir aslımız
Varsak’tır durak yerimiz"
dizeleri de bu söylentiyidoğrulamaktadır.
"Bin on beşte beratçığım yazıldı
Seksen beşte belkemiğim bozuldu
Bin doksanda mezarcığım kazıldı"
dizelerine göre de1015 (1606)'de doğduğu ve 1090 (1680) 'da 75 yaşında öldüğü anlaşılmaktadır.1640-1649 tarihleriarasında padişahlık yapmış olan Sultan İbrahim döneminde tutsak edilmiş,kısa zamanda Türkçeyi ve Türk müziğini öğrenmiş, daha sonralarıbesteler de yapmış olan Ali Ufki (Albert Babovski)'nin "Mecmua-i saz-ı söz"adlı kitabında, sözleri Karacoğlan'a ait iki beste vardır. Ali Ufki, bubesteleri 17. yüzyılın ikinci yarısında yapmıştır. Buna göre, Karacoğlan'ın16. yüzyılın sonları ile 17. yüzyılın ilk yarısında yaşamış bir halkşairi olduğu söylenebilir.Güney illerimizdebir söylenceye (efsaneye) göre Karacoğlan'ın yaşamı şöyledir:

Asıl adı Hasan'mış.Daha bir yaşına basmadan anadan öksüz kalmış. Beş yaşına varmadan dababası Kara İlyas, Ko­zan derebeyi Hüsam Bey(*} tarafından askere alınmış.Bir daha da dönmemiş. Böylece küçük Hasan ortalıktı kalakalmış !


Anasının"Karaca" diye sevip doyamadığı Hasan'a köyden (Farsak köyünden)Serdengeçti Osman Ağa sahip çıkmış. Ona babalık etmiş, büyütmüş. Yaşıon sekize gelince de, köyde kimi kimsesi olmayan dilsiz bir kızla evlendirmekistemiş.
Karacoğlan, budilsiz kızla evlenmek istememiş. Ama bu düşüncesini çok sert bir adam olanbabalığı Osman Ağa'ya da söyleyememiş. Çareyi köyden kaçmakta bulmuş.Düğün hazırlıkları yapılırken bir gece köyden kaçmış.Karacoğlan dağlar,tepeler aşmış, nereye gittiğini bi­meden durmadan yürümüş...Yorgunluktan yürüyemez duruma gelince, ulu bir çam ağacının altına oturmuş.Daha oturur oturmaz da uyumuş.Uykusunda ak sakallıbir dede, Karacoğlan'a dolu bir tas uzatmış:
- İç şunu, iç ki, yorgunluğun ve dargınlığın son bulsun. Dilin bülbül, gönlün şen olsun, demiş.
Karacoğlan, tasıbaşına dikip içince kendine gelmiş. Yorgunluğu üstünden gidivermiş. İçininçalıp söylemek isteğiyle coştuğunu görmüş. Sazını eline alıp yenidenyollara düşmüş...Bir gün Aladağlar'dabir Türkmen obasına konuk olmuş. Çalıp söylemiş. Oba halkı Karacoğlan'ıçok sevmiş:
- Âşık, hiç üzülme, demişler. Burasını kendi oban gibi bil, burda kal, obamız şenlensin !
Karacoğlan obadakalmış. Günler gelip geçerken, Karacoğlan obabaşı Boran Bey'in biricik kızıElife âşık olmuş. Boran Bey de babalığı Osman Ağa gibi sert bir adammış.Derdini içine gömmüş, gizlice obayı terketmiş...Bir gece gizlicebuluşup obadan kaçmışlar. Uzaklarda, çok uzaklarda, bir obaya, obanın beyiTuğrul Bey'e sığınmışlar. Tuğrul Bey, obalılar, çok iyi karşılamışlarbunları. Artık Karacoğlan'la Elif orada katmışlar.Tuğrul Bey,dillere destan bir düğün yaptırarak bunları evlendirmiş. Karacoğlan obalılarasaz çalıyor, Elif de ev işleriyle uğraşıyor, mutluluk içinde geçinipgidiyorlarmış.O yörede KöseVeli derler bir adam varmış. Elif ’e tutulup âşık olmuş. Bir gece Karacoğlanyokken, çadıra girivermiş, Elife saldırmış. Ne yapsın Elifcik? Bir duyanolmasın, rezil olmayalım diyerek sesini çıkaramamış.Gönlü kırık, yıllarcagurbet ellerde dolaşıp durmuş...Elife gelince, oda, o günden sonra kara çadırından hiç dışarı çıkmamış. "Ergeçgerçeği öğrenecek, bana dönecek!" umuduyla Karacoğlan'ın yolunu gözlemiş.Bir zamanlar oba­nın en güzel gelini olan Elifcik de yaşlanmış, artıkobanın Elif Ana'sı olmuş...Elif Ana bir günçadırın önünde otururken, oradan geçen bir çerçiye sormuş:Dağları aşa aşa,günlerden bir gün Karaman iline gelmiş. Orada da Boran Bey'in obasıyla karşılaşmasınmı ? Hem şaşırmış, hem sevinmiş. Elif de aylardır Karacoğlan'ın özlemiyleyanıp tutuşuyormuş...Karacaoğlan buolayı öğrenince çok üzülmüş. Derdinden deli olmuş. "Demek Elifbana ihanet etti !" diyerek obadan ayrılmış, yeniden gurbete çıkmış.
- Çerçi kardaş, hiç gezdiğin yerlerde onu gördün mü?
Çerçi de:
- Sen kimden söz ediyorsun teyze ? demiş.
- Kimden olsun çerçi kardaş, Karacamdan söz ediyorum !
- Elif dedikleri sen misin?
- işte o benim kardaş! Boran Bey'in kızı, Karacoğlan'ın Elifi...
Çerçi oradan hızlaayrılmış. Gidip Karacoğlan'ı bulmuş:
- Çabuk ol, demiş, artık inadından vazgeç. Elifin eli ayağı tutmaz olmuş. Yolunu gözleyip duruyor. Ya yetişirsin, ya yetişemezsin, çabuk ol, hemen yola düş!
Karacoğlan çerçiye:
- işte görüyorsun durumumu, ben bu bükük belle ta oralara nasıl giderim? deyince, çerçi de:
- Hadi atla atıma, deyip Karacoğlan'ı eski obasına gö­türmüş.
Bütün oba Karacoğlan'ınbaşına toplanmış. Ayakta zor durabilen Karacoğlan:
- Nerede? diye sormuş, Elif nerede ?
Kalabalık donupkalmış, kimseden ses çıkmamış.
- Yoksa öldü mü ?
Yaşlılardan birimezarlığı göstermiş:
- işte orada !
Gençlerin yardımıylaKaracoğlan mezarlığa varmış. Yeni bir dut fidanı dikilen Elifin mezarınınbaşına oturmuş. Sazını göğsüne bastırarak söylemeye başlamış:

"Şu yalan dünyaya geldim geleli,
Tas tas içtim ağuları sağ iken.
Kahpe felek vermez benim muradım,
Viran oldum mor sümbüllü bağ iken...''
Sonra sazını dutfidanına asmış:

- Bu saz burada kıyamete kadar kalacak, demiş, oraya yığılıp kalmış...
Obalılar, Karacoğlan'ıElifin yattığı tepenin karşısına gömmüşler.(**)Derler ki, her yılilkbaharda, o tepenin üstünde biri yeşil, biri mavi iki ışık yükselir, gökyüzündebirleşir. Karacaoğlan'la Elifin sevgileridirbunlar...

Saza gelince, o saz da yıllarca orada asılıkalmış. Çürü­müş, yenisini yapıp asmışlar. Dut ağacı yaşlanmış,yıkılmış, Yeni bir dut fidanı dikmişler. Yüzyıllardır, yel estikçeKaracaoğlan'ın sazı kendi kendine ötüp durmuş...
YAŞADIĞI DÖNEM VE ÇEVRE Daha önce de belirttiğimiz gibi, eldekibelgelere ve şiirlerine göre Karacoğlan 17. yüzyıl içinde yaşamıştır.Ama nerede doğduğu, mezarının nerede bulunduğu hakkında kesin bir bilgimizyoktur. Değişik bölgelerde Karacoğlan'a ait olduğu iddia edilen mezarlarbulunmaktadır. Bunlardan hangisinin doğru olduğunu saptamak olası (mümkün)değildir. Olsa olsa, bu mezarlar, Karacoğlan'ın halkımız tarafından çoksevildiğini gösterir. Gerçekten de Gaziantep'te yaşayan Barak ve Çavuşlu Türkmenleri;Mut, Silifke, Gülnar (içel) Türkmenleri; Batı Anadolu'da yaşayan Karakeçiliaşiretleri, Karacoğlan'a sahip çıkarlar. Türkolog Dr.Wilhelm Radloff(1837-1918)'un Kırım'da derlediği bir söylentiye göre, Belgrat'Iı olduğuda söylenmiştir.Kesin olarak bilinen bir gerçek vardır; oda, Karacoğ­lan'ın Güney Anadolu'da Toroslar yöresinde yaşadığıdır:

"Vatanımız Adana, Maraş,
Çukurova ilimiz var."

*

"Binboğa'dır benim ilim."
* "Mamalı'da ben bir Rıdvanoğluyum."

* "Maraş illerine giden kervancı.
Selam söyle bizim ile, obaya."

*

"Gönül arzuluyor Antep ilini"
*

"Misis Köpriisü'nden, Ceyhan suyundan,

Boylan geçin Üreğil'in çayından,
Emmim kızı kalleş yarin elinden,
Bir haber getirin bağlı taş m'ola?"

Bu örnekler, Karacoğlan'ın Güney illerimizde, bugün de yer yergeleneklerini sürdüren bir Türkmen halk şairi olduğunu göstermektedir.Türkmenler,geleneklerine çok bağlıydılar. Güçlü, disiplinli bir göçebe yaşamlar:vardı. Bu yaşamı sürdürmek için uzun zaman direndiler. Dış etkilere karşıboyun eğmemeye çalıştılar. Bu yüzden önceleri Selçuklular, daha sonra daOsmanoğullarıyla mücadele ettiler. Göçebe yaşamı terkedip yerleşiktoplum düzenine geçmek istemediler. Ne var ki, tarihsel, toplumsal gelişimindoğal bir sonucu olarak, göçebelik yaşamı da 16. yüzyıldan sonra büyükdeğişime uğradı. Türkmenler, yavaş yavaş bir toprağa bağlanmaya başladılar.Göçebeliğe göre, daha ileri bir üretim ve yaşam biçimi olan tarım, Türkmenlerarasında da yaygınlaşmaya başladı. Ama merkezi yönetimle Türkmenler arasındakiuzlaşmaz tutum hemen bitmedi; A.Cevdet Paşa'nın 1865'te gerçekleştirdiği"Çukurova Reformu"na kadar sürüp geldi. Toroslar'daki Türkmenleringöçebelikten yerleşik yaşama geçişleri, ancak bu reformla sağlanabildi.Bu açıklamayı şununiçin yaptık: Türkmenler, sert karakterli, bağımsız yaratılıştı birtopluluktu. Kozanoğulları, Gâvurdağı Ulaşlıları, Farsaklar, Yağbasanlılar,Bozdoğanlar, Menemencioğulları, Tecirliler, Ceritler, Afşarlar, Sarıkeçili,Bahşiş, Bolacalı vb. aşiret ve boylarından oluşan bu topluluk, geniş ve dağlıkbir bölgede, obalar halinde, orda oraya konup göçen hareketli bir yaşam içindeydiler.Kışlar bir bölgede, yazlar ise başka bir bölgede geçiyordu.Karacoğlan'ın aşireti,bunlardan hangisiydi? Bunu da kesin olarak bilmiyoruz. Ama onun, Tarsus, KozanDağı, Düldül Dağı (Bahçe) gibi yerlerde yaşayan Farsak (Varsak) aşiretindenolabileceğini söyleyebiliriz. Farsaklar, dağlık yer­lerde oturmayı seven,sert, hırçın, isyancı bir aşirettir. Bu özelliklerin oluşturduğu ve"isyan", "hırçınlık", "üstünlük", "kandökme", "yiğitlik" gibi duyguların işlendiği "varsağı"türü, halk edebiyatımıza Karacoğlan tarafından kazandırılmıştır. Buda onun Farsaklı olduğunun belirgin bir kanıtı olarak gösterilebilir.
Türkmenler;bilindiği gibi, kökenleri Orta Asya'ya da­yanan, zengin bir folklora ve halkedebiyatına sahip olan Türk budunlarından (kavimlerinden) biridir. Anadolu'yageldikten sonra, Maraş'ta Dülkadiroğulları, Adana'da Ramazanoğullan, Taşili'ni(Antalya) içine alan bölgede de Karamanoğulları Beyliklerini kurmuşlardır.
Şiirlerine bakılırsa,Karacoğlan belli bir yere bağlanıp kalmamış, sürekli olarak gezmiştir, İçel,Niğde, Konya, Karaman, Aydın, Ankara, Kayseri, Sivas, Gümüşhane, Erzurum,Erzincan, Kars, Malatya, Diyarbakır, Mardin, Maraş, Halep, Mısır... gezdiğiyerler arasındadır. Ama onun asıl sevdiği yerler, doğup büyüdüğüToroslar olmuş; gezdiği yerlerde hep ili'ni özlemiştir:

”İndim seyran ettim Frengistan'ı,
İlleri var, bizi il'e benzemez.
Levin tutmuş goncaları açılmış,
Gülleri var, bizim güle benzemez.
...........................
Akıllan yoktur, küfre uyarlar,
İmanları yoktur, cana kıyarlar,
Başlarına siyah şapka giyerler,
Beyleri var, bizim beye benzemez.


Karacoğlan eydür, dosta darılmaz,

Hasta oldum hatırcığım sorulmaz,
Vatan tutup bu yerlerde kalınmaz,
İlleri var, bizim il'e benzemez."

Gönül, ne gezersin sarp kayalarda ?
İniver aşağı, yola gidelim.
.......................................
....................................... Şahanı koyverin, avını alsın,
Yârenim yoldaşım yanıma gelsin,
Şu garip illerde düşmanım ölsün,
Emmili, dayılı il'e gidelim."


ÖTEKİ KARACOĞLAN'LAR
Edebiyatımızda, asıl Karacoğlan'dan başka, bu adı (ya da mahlası) taşıyanbaşka şairler de vardır:• GeliboluMustafa Ali Efendi, yazdığı bir kitapta, bazı başarısız şairlerden sözetmekte ve şöyle demektedir: "Böyle hayvanlar, olgun insanlara vergi şiirdendem vurmak isterler. Gazel okumaya yellenirler. Aptalları inandırabilirlerse,busöz­leri biz dedik diye yalan söylerler. Darda kalırlarsa bu şiirler Karacoğlan'adayandırılır."• 16. yüzyıldankalma bir yazmada "Karacoğlan" imza­lı bir şiire raslanmıştır.• 17. yüzyıldayaşamış olan ünlü Aşık Ömer, "Şair-nâme" adlı destanında"Karaca Oğlan" adlı bir şairi küçüm­seyerek şöyle der: "Öksüzâşık deyişleri aseldir / Karaca Oğ­lan ise eski meseldir / Ezgisi çağrılurkeyfe keseldir / Biz şair saymayız böyle ozanı. Bu şairin asıl Karacoğlan'labir ilgisi olduğunu sanmıyoruz.• 19. yüzyılda da yaşamışSilifkeli bir Karacoğlan var­dır. Yörede bu şairden "Küçük Karacaoğlan"diye söz eder­ler.
KARACOĞLAN'IN ŞİİRLERİ
Karacoğlan'ın kaç şiiri vardır? Bunların Hepsi zamanımıza değingelebilmişler midir? Bu sorulara da kesin bir kar­şılık veremiyoruz.Karacoğlan'ın tanıtılmasında,şiirlerinin bulunup toplanmasında, yorumlanıp değerlendirilmesinde,Cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana pekçok araştırmacının emeği vardır.Ama bunların içinde en büyük emek payını Ali Rıza Yalman (183-1960),Sadettin Nüzhet Ergun (1901-1946) ve Cahit Öztelli (1910-1978)'ye ayırmakgerekir. Bu nedenle onları saygıyla anıyoruz.
Karacoğlan'ındilden dile çok geniş bir alana ya da bölgeye yayılan şiirlerinin tümüdaha derlenebilmiş değildir. 17. yüzyıldan sonra yazılan "cönk'lerdenve halk ağzından yapılan ilk toplu derleme, Sadenin Nüzhet Ergün(1901-1946) tarafından ilk kez 1928'de yayınlanmıştır. Bu ilk derlemede 273şiir yer almaktadır. Ergun'un 1969'da yirmi birinci baskıya ulaşan kitabındaşiir sayısı 472'ye yükselmiştir. Dr.Müjgân Cumbur'un "Karacoğlan"adlı kitabında ise şiir sayısının 507'ye çıktığını görmekteyiz.ŞİİRLERİN BİÇİMSEL ÖZELLİKLERİ Karacoğlan "koşma","destan", "türkü", "semai" ve "varsağı"türünde şiirler söylemiştir. Bunlar, biçimsel yönden, geleneksel âşıkedebiyatımızın en güzel örnekleridir.Şiirlerde hece ölçüsünün6 + 5=11 ve 4+4=8'li kalıpları kullanılmıştır.

Şiirlerde uyumlu bir ses örgüsü vardır. Bu uyumda, ustaca kullanılan sözcüklerinve uyakların (kafiyelerin) büyük payı vardır. Bununla birlikte, Karacoğlan'ınuyum sağlamak için zaman zaman yarım uyaklara ve rediflere başvurduğu görülür.Ayrıca, bu amaçla bazı şiirlerinde "Hey geri de deli gönül heygeri" / "Mestine de Karacoğlan Mestine" vb. gibi şiirin içeriğiile ilgisi olmayan dizeler (mısralar) ya da "hezel","hezeli" gibi sözler de kullanmıştır.

ŞİİRLERİNİN DİLİ Her halk şairigibi, Karacoğlan da şiirlerinde kendi yö­resinin dilini kullanmıştır. Nevar ki, Karacoğlan yöresel dili kullanıştaki ustalığı ya da yetkinliğiile öteki halk şairlerinden hemen ayrılır. Bu alanda, hiçbir şair, onun düzeyineçıkamaz.Karacoğlan'ın şiirlerindekidil, Toroslar ya da Güney Anadolu Türkmenlerinin dilidir. Bu dil, Arapça veFarsça'nın etkilerine kapalı, sade, arı bir dildir. Göçebe bir yaşam biçimininzengin deneyimleriyle beslendiği için, anlatım olanak­ları geniştir.Karacoğlan, ustaca söyleyişi ile, içinde doğup yaşadığı bu Türkmendilini daha da zenginleştirmiştir. Aşağıdaki deyişlerin halktan mı Karacoğlan'a,yoksa Karacoğlan'dan mı halk diline geçtiğini kestirmek güçtür:
Görülüyor ki,yeni derlemelerle Karacoğlan'a ait şiir sayısı günden güne artmaktadır,öte yandan Karacoğlan'a mal edilen bazı şiirlerin ise gerçekten ona aitolup olmadığı da bir tartışma konusudur. Çünkü Karacoğlan da tıpkıYunus Emre, Pir Sultan Abdal gibi çağdaşlarını ve daha sonra yetişen pekçokşairi etkilemiş; şiirleri taklit edilmiş ya da şiirlerine benzek (nazire)yazılmış biridir. Başkaları tarafından söylenmiş ya da yazılmış bu türşiirleri, Karacoğlan'ın şiirlerinden ayırdetmek güçtür.Karacoğlan şiirlerininderlenmesinde en güvenilir kaynak, kuşkusuz cönklerdir. Ne var ki, cönklerde temelde sözlü kaynaklara dayandığından derlenen şiirlerin birbirinitutmadığı, yazana ya da yazıldığı döneme göre değişik biçimler aldığıgörülmektedir. Böylece aynı şiirin varyantları, ayrı ayrı şiirler gibikarşımıza çıkmaktadır. Kimi zaman da cönklere eksik geçmiş iki şiirden,yakıştırma ya da onarma (tamir) yoluyla bir şiir yapılmaya çalışılmaktadır.
"Bitmedik işlere Mevla ulaşa"
"Aşıklık da keman ile saz ile"
"Her şahinin avladığı baz olmaz"
"Kış gününde güller bitmez,
Bitse de bülbülü ötmez"
"Güz gününde av avlanmaz,
Yaz gününde at bağlanmaz"
"Devleti başında olan kişinin
Sevdiceği kendi ile birolur" vb.
Şiirlerinde arıbir dil kullanmış olan Karacoğlan'ın, çok seyrek de olsa, "sâki-idevran", "bezm-i gülistan", "nazar-ı himmet" vb. gibiyabancı tamlamalar ya da kelimeler kullandığını görüyoruz. Ama bunlar,aynı çağda (17.yy) ya­şamış olan Gevheri ve Aşık Ömer gibi halk şairlerininkullandıkları yabancı sözler yanında çok düşük kalır.Sonuç olarakdiyebilirizki, Karacoğlan'ın şiirleri, yabancı etkilere kapalı, bağımsız,sade halk dilinin en güzel örneklerini oluşturur. Türkçenin, doğal yapısıiçinde korunup geliştirilmesinde Karacoğlan'ın şiirlerinin büyük etkisiolmuştur.
ŞİİRLERİNİN KONULARI Karacoğlan'ın şiirleri,yaşamla sıkı sıkıya bağlıdır. Konular, hep yakın çevreden; hareketli,canlı göçebe yaşamından alınmıştır. Karacoğlan, bu yönüyle de ötekisaz şairlerinden ayrılır; daha çok bir "dünya şairi" olarak çıkarkarşımıza. İçe dönük ağır felsefi konularla pek ilgilenmez. İçinde yaşadığıdünyayı algılamaya, yaşamın tatlı yanlarına eğilmeye çalışır. İyimser,hoşgörülü bir dünya görüşüne sahiptir.Kimi şiirlerinebakılarak onu "uçan", "çapkın", "avare" birsaz şairi gibi değerlendirmek yanlıştır. Kişiliğini ve dünya görüşünüsaptamaya çalışırken, bu tür yanılgılardan kaçınmak gerekir. O, gönülavutucu, bireysel şiirler yanında, çağına, içinde yaşadığı topluma tanıklıkeden şiirler de söylemiştir.Şiirlerinin büyükbir bölümünde "aşk" ve "doğa" temalarının işlendiğigörülür.Aşk; kimi halk yada saz şairlerinde görüldüğü gibi soyut ya da mistik bir kavram değil,gerçek aşktır. Sevgili ya da sevgililer de öyledir; canlıdır, gerçektir.Eşe (Ayşe), Döndü, Döne, Düriye, Cennet, Elif, Esma, Emine, Hatice, Hürü(Huriye), Meryem'dir. Bu Türkmen güzelleri, onun şiirlerinde el ele tutuşmuş,halay çeker gibidirler...Bu güzelleri tanımlayan,tasvir eden benzetmeler de gerçek yaşamdan alınmıştır: Kömür gözlü, sırmasaçlı, ok kirpikli, ceylan bakışlı, ince sedef dişli, bal ve kiraz dudaklı,gül yüzlü, siyah zülüflü, mor belikli, tülü maya yürüyüşlü, güvercinduruşlu, keklik sekişli, kumru sesli, yayla çiçeği kokuşlu, usul boylu, püskürmebenli, kınalı parmaklı, kadife şalvarlı, şal kuşaklı, ala gözlü, gümüşhalhallı...Doğa'ya gelince, oda bütün renkleriyle, canlılığıyla yansır Karacoğlan'ın şiirlerine:

Dağlar veyaylalar; karlı, gıcılı boranlı, etekleri ormanlı, çıplak tepeli, alabulutlu, sulu sepkenli, mor sümbülü, yeşil ardıçlıdır...


Bağlar; reyhanlı,san çiğdemli, lâleli, menevşeli, nergizli, tomurcuk güllüdür...


Ovalar; kekikkokulu, çakır dikenli, kara çalılı ve yemyeşil otlarla bürülüdür...


Yaz bahar aylangelince, ılgıt ılgıt seher yellerinin estiği bu yemyeşil ovalarda veyaylalarda arap atları, top kara zülüflü tülü mayalar, akça cerenler,emlek kuzular, kınalı keklikler, çakır doğanlar, yavru sahanlar, telliturnalar, üveyikler, kırlangıçlar, turaçlar... oynaşırlar. Göllerinde sığınlar,ördekler, ağca kuğular yüzer; bahçelerinde kumrular, garip bülbüller öter...


Güney Anadolu'nunturuncu, ayvası, elması, kirazı, portakalı, fıstığı, bademi, balı,kaymağı, üzümü... Karacoğlan'ın şiirlerinde tat verir, bereketlenir.
Kara çadırları,beserek develeri, davarları, koyunları, kuzulan, arap atları; at üstündekiyiğitleri; allı yeşilli birbirinden alımlı Türkmen kızları; ötüşen kuştan;buz gibi suları; yemyeşil yaylaları ve ovalarıyla renkli göçebe yaşamınıntüm doğal özelliklerini Karacoğlan'da buluruz.

İçinde yaşadığı17. yüzyıl, Osmanlı toprak ve toplum düzeninin bozulduğu; gücüne göreherkesin bir yerleri kapıp mülk edinmenin yollarını aradığı; halkın ve köylülerinekonomik güçsüzlükler içinde kıvrandığı bir dönemdir. Osmanlı toplumdüzeninin halktan yana özelliklerinin zayıfladığı ve zaman zaman yok olduğuböyle bir dönemde, göçebelerin de bundan geniş ölçüde etkilendikleriKaracoğlan'ın bazı şiirlerinden anlaşılmaktadır, örneğin "Sultan Süleyman'akalmayan dünya" dizesiyle başlayan bir destanında, yaşanılan haksızlıklarınhesabının bir gün sorulacağı, dinsel bir yaklaşımla şöyle anlatılmaktadır:
"Bu dünyada adam oğluyum dersin,
Helâli, haramı durmayıp yersin,
Yeme el malını er geç verirsin,
iğneden ipliğe sorulur bir gün.

Gökte yıldızların önü terazi,

Ülker ile aşar gider birazı,
Yarın mahşerde de sorarlar bizi,
Hak mizan terazi kurulur bir gün."
Başka bir şiirinde"Rağbet kalmadı hiç yoksula bayda" (zenginde) diyor. "Kardaştankardaşa fayda yoğ imiş" diye yakınıyor, yaşanılan kötü günlerden.Yer yer şiirlerindegöreceğimiz bu tür yakınmalar, eleştiriler, Karacoğlan'ın toplumsalsorunlara tümüyle sırtını çevirmediğini gösteren örneklerdir. Yukarda söylediğimizgibi, o iyimser bir kişidir; kötülüklerin, kara günlerin geçici olduğunainanır:
"Naçar Karacoğlan naçar,
Pençe vurup göğsün açar,
Kara gündür gelir geçer,
Gamlanma gönül gamlanma."
Karacoğlan'ın şiirlerinde"din" ve "dinsel inançlar" önemli bir yer tutmaz. İslâmdinine inanır. Ama bu dinin hangi mezhebinden olduğu belli değildir. Halk,ona "ermiş" "evliya" gözüyle bakmış, mezarı sanılanyerlerde adaklar adamıştır. Karacoğlan'ın kendisine yakıştırılan budinsel sıfatlarla bir ilgisi yoktur.
ETKİLENDİĞİ ŞAİRLER Karacaoğlan'ın yaşadığıdönem, Halk Edebiyatı'nın Di­van Edebiyatından geniş ölçüde etkilendiğibir dönemdir. Arap ve Fars edebiyatlarının birçok nazım kuralları, Divanedebiyatı yoluyla Halk edebiyatına girmiştir.Karacaoğlan, buetkinin dışında kalmıştır. Onun şiirlerin­de Divan Edebiyatı'nınizlerine rastlanmaz. Bunda, dışa kapalı, geleneksel kültüre sıkı sıkıyabağlı bir göçebe yaşamının, bu yaşamın içinde bulunmanın payı büyüktür.Öte yandan, Karacoğlan'ınkendisinden önce yaşamış ya da çağdaşları olan halk şairlerindenetkilenmediği söylenemez. Obasıyla birlikte durmadan yer değiştiren,Anadolu'nun birçok yerlerini dolaşan Karacoğlan, kuşkusuz birçok saz şairiylekarşılaşmış, onlardan etkilenmiştir.Onun şiirleri üzerindeduran uzmanlardan birçoğu, Karacoğlan'ın öksüz Dede (17.yy), Köroğlu(16.yy), Âşık Garip (16-yy), Kul Mehmet (16.yy), Pir Sultan Abdal (16.yy)gibi halk şairlerinden dil, anlatım, biçim yönlerinden etkilendiği üzerindebirleşirler.

Karacoğlan, çağdaşı olan Kayıkçı Kul Mustafa'dan da etkilenmiştir. Kimiuzmanlar, bu etkileşimin karşılıklı olduğunu da söylerler.


Bu konuda özetle şuyargıya varılabilir: Karacoğlan, daha çok, kendinden önce gelişerek bir çığıraçan Aşık ede­biyatından ve bu edebiyatın öncü âşıklarındanetkilenmiştir. Çağdaşlarının etkisi pek görülmez. Çünkü kendisi çağınınöncüsü durumundadır.

KARACOĞLAN'IN ETKİLERİ Karacoğlan içindeyaşadığı topluluğun beğenilerine bağlı kalan bir şairdir. Bu topluluğundüşüncesini, duyarlığını şiirleştirmiştir. Bu nedenle, yaşadığı dönemdeolduğu kadar, daha sonraki dönemlerde de halk tarafından çok sevilmiştir,özellikle Güney Anadolu Türkmenleri arasında yayılan bu sevgi, zamanla bazıbölgelerde (Mut, Gülnar) dinsel bir niteliğe bürünmüş, daha önce debelirttiğimiz gibi, Karacoğlan'ı "ermiş" ya da "evliya"katma yüceltmiştir. Yaşamı ve kişiliği ile ilgili birçok söylenceler(efsaneler) ortaya çıkmıştır. Türkmenlerin geleneklerine, bir de"Karacoğlan geleneği" eklenmiştir, öyle ki, ondan bir şiir ya datürkü söyleyememek, Türkmenler arasında "ayıp" sayılmıştır.Bugün bile, Toroslar'daki köylerde, bu geleneğin geniş ölçüde yaşadığınıgörmekteyiz. Türkmenler arasındakibu erişilmez Karacoğlan sevgisi, onun yazılı bir kaynağı dayanmayan şiirlerini,kuşaktan kuşağa yaşatarak zamanımıza kadar getirebilmiştir. Karacoğlan'ın,geniş halk yığınları üzerinde olduğu kadar, kendisinden sonra gelen halkşairleri üzerinde de geniş etkileri olmuştur. Çağdaşları Gevheri ve ÂşıkÖmer'le başlayan bu etkilenme, zamanımıza kadar sürüp gelmiştir. Karacoğlan'ın derinetkilerini, özellikle Toroslar'da ve Güney Anadolu Türkmenleri arasında yetişenhalk şairlerinde görürüz. Gündeşlioğlu (19, yy) ve Dadaloğlu (1785-1865)bunların başında gelir. Öyle ki, bu iki şairin şiirlerini, Karacaoğlan'ınşiirlerinden ayırmak oldukça güçtür. Türkmenlerin en büyük boylarındanbiri olan Afşarlar, kendi içlerinden ye­tişip Osmanlı'ya karşı bir dirençöğesi durumuna gelen Dadaloğlu'nu da çok sevmişler, yakın benzerliktendolayı, Karacoğlan'ın birçok şiirini ona mal etmişlerdir.Bunlardan başka,Karacoğlan'dan dil, söyleyiş (üslup), biçim, imge (imaj) vb. yönlerindenetkilenmiş şu halk şairlerini de sayabiliriz: Aşık Hasan (ya da Hasan Dede,17.yy), Âşık İsmail (?-?), Deli Boran (19.yy), Beyoğlu (19,yy), Hezari(19.yy), Ruhsatı (19..yy), Vahdeti (19.yy), İrfani (?-?).Kısaca söylersek,Karacoğlan, 16. yüzyılda büyük bir gelişme gösteren ve günümüze kadarbu gelişmesini sürdüren Halk edebiyatımızın doruk noktalarından biridir.Yerel dili kullanıştaki ustalığı, halkının beğenilerini şiirleştirmedekiüstün başarısı ile Halk edebiyatımıza büyük kalkılan olmuştur. Bunundoğal sonucu olarak, halkımızı ve onların sözcüleri durumundaki halk şairlerinide geniş ölçüde etkilemiştir.
Ahmet Köklügiller (İstanbul, 1983)

ALINTI





Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://ay-maral-can.forum-aktiv.com
 
KARACOĞLAN'IN YAŞAMI VE ŞİİRLERİ
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Abartisiz Atis Serbest-
Buraya geçin: