BU HÜZÜN VERİCİ YAZIYI OKUMA ZAHMETİNE KATLANIRSANIZ , BAZILARIN ALAYA ALDIĞI ''TÜRK'ÜN TÜRKT'EN BAŞKA DOSTU YOKTUR '' SÖZÜNÜN NE KADAR DOĞRU OLDUĞUNUN BİR KERE DAHA FARKINA VARACAĞINIZDAN EMİNİM.

BİR SİLAH DÜŞÜNÜN Kİ ÖNCE KENDİ YURDUMUZDA KÜFFAR'IN , SONRADA BAŞKA BİR COĞRAFYA'DA ASIRLAR BOYU HİZMETKARLIĞINA SOYUNDUĞUMUZ DİNDAŞLARIMIZIN ELİNDE TÜRK'E ÖLÜM KUSMAKTA...


Çanakkale savaşları konusundaki bilimsel çalışmalarıylabirçok tarihsel olayı gün ışığına çıkaran Prof. Dr. Haluk Oral, terk edilen İngiliz siperlerinden birinde bulunan bu Çanakale tüfeği nin ilginç öyküsünü, Bütün Dünya okurları için yazdı

İngiliz ordusunun askerleri Geçilmez Çanakkale den geçemeyip, geldikleri gibi dönerlerken siperlerde yüzlerce tüfek de bırakmışlardı. Bu tüfeklerden biri, ilginç bir yolculuktan sonra, önce Mekke Şerifi Hüseyin in, sonra ünlü İngiliz casusu Lawrence in eline geçti,


Tüfeğin icat olduğu zamandan buyana bilinen tüfek oyunları ndan birini Çanakkale de düşman askerleri, siperlerden çekilirlerken yaptılar. Siperleri boşaltıp gittikleri belli olmasın diye siperlere, tetiklerine bağladıkları düzeneklerle ateş eden yüzlerce tüfek hazırladılar. Bu düzenekler kum ya da suyla çalışıyordu. Damlayan suyun ya da akan kumun etkisiyle tetiğe ağırlık biniyor ve tetik düşüyordu. Müttefik ordusu kaçtıktan sonra siperlere giren askerlerimiz bu tüfekleri buldular. Yoktan var ederek savaşan Türk ordusu için bu tüfekler bir ganimetti ve tek tek zimmete geçirildi. Tüfeğin üstüne, savaşta ele geçirildiğini belirten şu sözü yazmayı da unutmadılar:
İğtinam olunmuştur.

O sırada Faysal, Şam da Cemal Paşa nın himayesindeydi. Ama işin aslı babasına karşı bir tür rehine gibi tutulmaktaydı.
Faysal ın babası, İttihat ve Terakki Partisi tarafından Mekke Şerifi olarak atanan Hüseyin dir. Osmanlı nın Araplar a para ve silah verdiğini pek çok kaynak yazar. Cemal Paşa da Faysal ın Arap güçleriyle kendisine katılacağını, düşlüyor ve bunları Faysal a da açıkça söylüyordu. Kimbilir böyle bir konuşma sonunda Faysal a bu tüfeği armağan etmiştir. Paşa, Çanakkale de din kardeşleri tarafından ganimet olarak alınmış bir İngiliz SMLE (Short Magazine Lee Enfield) tüfeğini taşımaktan Faysal ın gurur duyacağını düşünmüş olabilir.

Faysal, bir süre sonra Mekke ye babasının yanına dönme fırsatını buldu. Mekke Şerifi Hüseyin, o sıralar Osmanlı ya karşı Arap isyanına hazırlanmaktaydı. Faysal geldiğinde büyük Arap isyanı yalnızca bir kıvılcım bekliyordu.
O kıvılcım, Faysal a armağan edilen bu silahtan çıktı; Mekke deki Osmanlı Garnizonu na atılan ve isyanı simgesel olarak başlatan ilk kurşun Şerif Hüseyin in tarafından kullanılan bu tüfekten ateşlendi.
Tüfeğin öyküsü burada bitmediği gibi daha da karmaşıklaşıyor. Bu tüfeğin öyküsünü izlerken, ünlü İngiliz casusu Arabistanlı Lawrence la karşılaşıyoruz. Faysal Ekim 1916 da Thomas Edward Lawrence ile tanıştı ve onu kendine danışman yaptı. Bu görevlendirmenin bir nişanı olarak o tüfeği Lawrence a hediye etti. T. E. Lawrence in şanlı tüfeğin tarihsel, ulusal, dramatik ve psikolojik öneminin ayırdına varmaması olanaksızdı kuşkusuz.

Tüfeği hemen sahiplendi ve üzerine adının baş harflerini ve armağan tarihini kazıdı:
T.E.L 4.12.16
Lawrence, iki yıl kullandı bu silahı. Başlangıçta, Suriye de, Ürdün de öldürdüğü her Türk askeri için bir çentik attı tüfeğe.
Sonra, öldürdüklerinin sayısı o denli arttı ki Lawrence çentik atmaktan vazgeçti. 1 Ekim 1918 de Şam a girdiğinde bu tüfek elindeydi.
Lawrence tüfeği İngiltere ye getirip İngiliz Kralı 5 inci George a armağan etti. Bu tüfek şimdi Kraliyet Savaş Müzesi ndedir.

Evet öykü burada bitiyor. Hepsi bir yana da, bir tek çentikler takıldı aklıma:
Birinci çentik acaba köyünden ilk kez askerlik için çıkmış, eline kız eli değmemiş 20 yaşında Erzurumlu bir genç miydi?

İkinci çentik, babası Balkan Savaşı nda öldüğü için erken evlendirilen 22 yaşında iki çocuklu Memet miydi, Artvinli?
Üçüncüsü, belki, hukuk fakültesi indeki tahsilini yarıda bırakıp cepheye giden İstanbullu genç bir mülazımdı.

Belki dördüncüsü Bingöl de bir çobandı. Askere alınana değin vatan deyince aklına bu kum cehennemi hiç gelmiyordu.

Ve beşinci çentik, Anadolu nun bilinmeyen bir köyündendi, peygamberinin topraklarını korumayı nasip ettiği için yüce Allah'ına şükrediyordu dualarında. Kimbilir?



[ALINTI]