Çevresinde “Melek Rabia” olarak tanınan, kolları olmayan Rabia Acar, ayakları ile ördüğü kazakları satarak kazandığını öğrencilere burs olarak veriyor. Melek Rabia, Allah’ın nasip ettiği her günü insanlara faydalı olmak için yaşadığını belirterek “Bazen çok zorlandığım oluyor ama yılmıyorum. Allah beni ayakta tutuyor. Son nefesime kadar Allah rızası için çalışacağım” diyor.


Canı çok sıkılıyordu. Yardıma ihtiyacı olan çok sayıda insan vardı ve o yardım edemiyordu. Hele çocuklar... Kim bilir imkânı olmadığı için kaç çocuk okula gidemiyordu? Kim bilir yaşıtları okulda ders dinlerken evine para götürmek ve hasta olan annesine bakmak zorunda olan kaç çocuk vardı? Kim bilir “doktor olacağım” hayaliyle başını yastığa koyan ve rüyasında kendini beyaz önlükler içinde gören kaç çocuk maddî durumu iyi olmadığı için okula gidemiyor ve doktor olma ümidi kayboluyordu? Bu düşünceler bile göğsünün daralmasına, sıkıntısının artmasına yetiyordu Rabia’nın... Bir yolunu bulmalı ve ulaşabildiği herkese ulaşmalıydı…

Kırıkkale’de ablası Meryem Yüksel’le birlikte oturan 30 yaşındaki Rabia Acar’ın maddi imkânları yetersiz olduğu gibi fizikî imkânlar açısından da yardıma ihtiyacı vardı. Doğuştan kolları yoktu Rabia’nın... Ama o, bunu bir eksiklik olarak görmüyordu. Bu halinden memnundu... “Allah beni böyle yarattı” diyor, haline şükrediyordu. “Bu halimle de olsa çevreme yardımcı olmalıyım” diye düşünüyordu.
Kolları yoktu Rabia’nın, ama kol yerine kullanabildiği ayakları vardı. Ayaklarıyla kazak örebilir, patik yapabilirdi. Yapabildiği giysileri satıp öğrencilere burs verebilirdi. Evet, bu fikir hoşuna gitmişti. Çünkü zorlanmadan tığ kullanabiliyor, ip tutabiliyordu.

Ayakla örülen kazak

Rabia Acar, hemen düşüncelerini gerçekleştirmeye koyulur. Birbirinden güzel kazaklar, şallar, patikler örer. Uzun emek ve uğraşlar sonunda yaptıklarını satışa çıkarır ve kısa zamanda tam 300 TL kazanır. Bu paraya hiç dokunmadan lise ve üniversitede okuyan çocuklara burs olarak vermeye başlar. Demek ki her ay 300 TL burs verebilirdi. Artık her ay bu parayı temin edip çocuklara ulaştıracaktı. Bunu düşündükçe çok seviniyor, içi içine sığmıyordu Rabia’nın...

Peki ya satamazsa? Ya alıcı bulamazsa? Bu düşünceler aklına geldikçe hafakanlar basmaya başlıyor, geceleri uykuları kaçıyordu Rabia’nın. Öğrencilerin zor durumda kaldıklarını düşündükçe ruhunun daraldığını hissediyordu. Bir yolunu bulup bu parayı temin etmeliydi. Tam bu sırada hayırseverlerden kendisine maddi yardım teklifi gelince Rabia’nın yüzü gülmeye başlar, tarifi imkânsız bir huzur kalbine dolar. Çünkü öğrencilere yardım için vereceği parayı bulmuştu. Kendisine yapılan para yardımını olduğu gibi götürüp öğrencilere burs olarak verir.

Bilmeyenlere Kur’an öğretiyor

Rabia’nın yaptıkları bunlarla sınırlı değil. Öğrenciler için uğraştıklarından arta kalan vaktinde, mahalledeki kadınlara Kur’an-ı Kerim dersi veriyor. Kur’an’ı okuyabilmeleri için onlarla tek tek ilgileniyor, elinden geleni yapıyor.
Rabia, evin bahçesini de değerlendirmeyi ihmal etmiyor, evin ihtiyaçlarını bu bahçeden temin ediyor. Bir anne şefkatiyle bakıp kolladığı, her gün sulayıp büyüttüğü sebze ve meyvelerle ihtiyaçlarını karşılıyor.

Ablası Meryem Yüksel Hanım’la birlikte oturan Rabia, ev işlerinde ablasına yardımcı da oluyor. Rabia’dan çok memnun olan ablası “Evde en büyük yardımcım Rabia’dır. Evin içini temizler, bulaşıkları yıkar, bahçede sebze yetiştirir” diye ifade ediyordu düşüncelerini... Aynı zamanda, “Rabia, her gün işlerini çabucak bitirerek, elişi yapmaya başlar. Gece geç saatlere kadar yatmak nedir bilmez. Yaptığı elbiseleri satınca yüzünde güller acar. Öğrencilere paralarını verirken, ondan daha mutlu bir insan göremezsiniz” diyerek Rabia’nın mutluluk formülünü anlatıyor.

Melek Rabia

Rabia’nın hayat ve insan sevgisini, bu muazzam gayret ve fedakârlıklarını bilenler ona “Melek” diyor. Onun adı artık Melek Rabia’ydı.
Melek Rabia’nın bu insanüstü gayretlerini duyanlar, onunla tanışmak için evlerine davet eder. Davet edenler, misafirlerini karşılamaya gittiklerinde devasa birisiyle karşılaşacaklarını sanırken onu gördüğünde şaşkınlığını gizleyemiyordu. Çünkü Melek Rabia çok büyük bir cüsseye sahip değil. Ama büyük beklentiler içinde olanlar haklılar çünkü onun çok büyük bir gönlü var. Dış görüntünün hiç öneminin olmadığını engin gönüllerin gördüğü bir büyüklük bu...
Bütün bunları yaparken sırf Allah rızasını gözeterek hareket eden Melek Rabia, zorda kaldığı zaman kendisine Allah’ın yardım ettiğini ve sıkıntısını giderdiğini söyleyerek şu mesajı veriyor:

“Allah’ın bana nasip ettiği her günü insanlara bir faydam dokunsun diye geçiriyorum. Bazen çok zorlandığım oluyor ama yılmıyorum. Allah beni ayakta tutuyor. Son nefesime kadar Allah rızası için çalışacağım. Çünkü burs verdiğim çocuklar, dinini, vatanını ve milletini seven, bayrağına bağlı, Türkiye'nin geleceğini oluşturacak insanlar...”