Hosgeldiniz.... AyMaRaLCaN Bilgi Paylasim Platformuna..... Cay Isterseniz ( Hayali Büfe ) Smile Sagda Büfemiz Var Buyurun Bir Bardak Alin Afiyetle Icin Seker Bitmis ise Lütfen Zile Tiklayin Servisimiz Yardimci Olacaktir..... ..Keyifli Seyirler Dilerim Smile Bye ...
Yazar ---- > Wink AyMaRaLCaN



 
AnasayfaGüncel KonularGaleriSSSAramaKayıt OlGiriş yap
En son konular
»  Acilinden Kaciyorum ...Görüsmek Umudu Ile <---- Bye
Cuma Ara. 14, 2012 7:05 am tarafından AyMaRaLCaN

» Bir Sarkisin Sen
Cuma Ara. 14, 2012 7:03 am tarafından AyMaRaLCaN

» MerHaba MerHaba :)
Cuma Ara. 14, 2012 6:58 am tarafından AyMaRaLCaN

» Azerbaycan Yemekleri,Azerbaycan Yemek Kültürü,Azerbaycan Mutfağı
Cuma Ara. 14, 2012 6:49 am tarafından AyMaRaLCaN

» ORHAN AFACAN SIIRLERI Tas Atan Cocuklar
Cuma Kas. 30, 2012 7:48 am tarafından AyMaRaLCaN

» Aşık Mahzuni Şerif - Bu Mezarda Bir Garip Var
Cuma Kas. 30, 2012 3:51 am tarafından AyMaRaLCaN

» Aşık Mahzuni Şerif - Bizden Geriler (Gam Kasavet)
Cuma Kas. 30, 2012 3:49 am tarafından AyMaRaLCaN

» Aşık Mahzuni Şerif - Benim Hayatım
Cuma Kas. 30, 2012 3:48 am tarafından AyMaRaLCaN

» Aşık Mahzuni Şerif - Babasını (Bir Fakirin Hatırını)
Cuma Kas. 30, 2012 3:46 am tarafından AyMaRaLCaN

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Istatistikler
Toplam 7 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: AyBüke

Kullanıcılarımız toplam 28063 mesaj attılar bunda 19753 konu
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Sosyal yer imi
Sosyal yer imi Digg  Sosyal yer imi Delicious  Sosyal yer imi Reddit  Sosyal yer imi Stumbleupon  Sosyal yer imi Slashdot  Sosyal yer imi Furl  Sosyal yer imi Yahoo  Sosyal yer imi Google  Sosyal yer imi Blinklist  Sosyal yer imi Blogmarks  Sosyal yer imi Technorati  

www.ay-maral-can.forum-aktiv.com

Sosyal bookmarking sitesinde adresi saklayın ve paylaşın
En bakılan konular
Xürremiler Herekatı ve Babek
Bir Sarkisin Sen
Azerbaycan Bayragi
Acilinden Kaciyorum ...Görüsmek Umudu Ile <---- Bye
MEN TELESMİREM Semed Vurgun ..1954
Radyo icin Tema Resimleri Resimler Resim
Murat Yıldırım Burçin Terzioğlu Düğün resimleri
MerHaba MerHaba :)
Hiphop - Rap Müzik Şarkı Sözleri
Yeni Büyük Kalp Gif'leri Arşivi 3, Küçük Kalpler, Küçük Hareketli Kalpler, Küçük PNG Kalpler, Küçük Sayfa süsleme Kalpleri, Minik Kalpler, Kırmızı Minik Kalpler, HAreketli

Paylaş | 
 

 ALDATMAK VE ALDATILMAK ÜZERİNE...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
AyMaRaLCaN
Admin


Üyelik tarihi : 11/06/08

Mesaj Sayısı : 12267

Rep Gücü : 29249

Rep Puani : 235


MesajKonu: ALDATMAK VE ALDATILMAK ÜZERİNE...    Salı Ağus. 02, 2011 8:21 pm

ALDATMAK VE ALDATILMAK ÜZERİNE...
Uluslararası ölçekte bir kadın araştırması yapan sosyolog, dünyanın çeşitli ülkelerinde kadınlara bir soru sormuş.
Kocanızı başka bir kadınla yakalarsanız ne yaparsınız???
Soruya ülkelere göre verilen yanıtlar ise söyle olmuş:
İsveçli : Neyimi beğenmediğini sorarım.
Rus : Evi terk ederim.
Fransız : Sesimi çıkarmam, sevgilime gider beni teselli etmesini isterim.
İtalyan : Kadını vururum.
İspanyol: Kocamı vururum.
Yunanlı : Her ikisini de vururum.
Türk : Benim kocam yapmaz!


Aldatma belki de geçmişten günümüze ikili insan ilişkilerinin en önemli gündem maddesini oluşturmaktadır. Kimse bir ilişkiye aldatmak ya da aldatılmak için başlamaz fakat şu da bir gerçektir ki çoğu ilişki aldatma kavramının kötü etkisi altındadır. Özellikle basında birbirini aldatan ünlü eşlerin gündem maddelerini oluşturması, izlediğimiz sinema filmlerinden, okuduğumuz romanlara kadar yayılan aldatma teması kendi ikili ilişkilerimizi daha çok sorgular duruma getirmiştir bizi.

Duygusal ve Cinsel Aldatma

Aldatma konusunda bir çok bilimsel çalışma yapılmıştır, bu çalışmalara bakıldığında, çoğunda aldatmanın;
Duygusal aldatma ve Cinsel aldatma olarak 2’ye ayrıldığı görülmektedir.

Sürmekte olan bir ilişkisi varken bir başkasıyla cinsel ilişkiye girmek ‘cinsel aldatma’ olarak tanımlanırken, yine bir ilişki yaşarken bir başkasıyla duygusal bir yakınlık yaşamak, bir başkasına aşık olmak, bir başkasıyla özel paylaşımda bulunmak ise ‘duygusal aldatma’ olarak tanımlanmaktadır.
Ancak ‘Eşler arasında cinsel aldatma önemli değil, duygusal aldatma önemlidir’ diye bir şey söz konusu değildir. Çünkü cinsel aldatma, eşler arasında duygusal bağların da zayıflamasına ya da kopmasına neden olacaktır. Eğer ki eşler evliyse ve çocukluysa bundan en çok çocuklar zarar görecektir.

Aldatmanın nedenleri neler olabilir? Eşler birbirini neden aldatma ihtiyacı duyarlar?

• İlk olarak çiftlerin birbirini suçlama eğiliminin akabinde aldatmayı doğurduğunu söyleyebiliriz. İlişkide beklenilen paylaşımın olmaması, ilginin azlığından şikayet edilmesi, eşe güven duyulmaması, birlikte bir gelecek görülmemesi gibi nedenler aldatmanın önemli nedenleri olarak görünmektedir.

• İkinci neden olarak “sosyal yapı”yı söyleyebiliriz. Ergenlikte az kadınla/erkekle birlikte olmuş olmak, evlenmeden önce doyuma ulaşmamış olmak, görücü usulü evlilik yapmış olmak, erken yaşta evlenmek ya da tutucu bir çevrede yetişmiş olmak, evlilik sonrası rahatlama nedeniyle kişide doyuma ulaşma isteğini körükleyebilir ve kişiyi eşini aldatmaya doğru sürüklenebilir.

• Üçüncü olarak “hayır diyememe”, kendine ya da karşısındakine “dur“ diyememe, Özellikle erkeklerin, eşlerini aldatmasının ardından kendilerini bu şekilde ifade ettikleri bir savunma biçimi olarak adlandırılabilir.

• Özellikle toplumumuzda evlenmeden önce cinsel ilişkiye girmek istemeyen bayanlarla birlikte olan erkeklerin, cinsel ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına başka kadınlarla birlikte olması da “cinsel aldatma” nedenlerinden biridir.

• Rutinden sıkılan, ilişkinin monotonlaştığını düşünen kişi de aldatma eğiliminde bulunabilir. Yenilik, eğlence ve heyecan arayışı kişiyi dışarıya yöneltebilir. Senelerdir süren ve aldatmayla sonuçlanan çoğu evliliğin aldatma nedeni budur.

• Konu aldatma nedenleri olursa intikam boyutunu da atlamamak gerekir. Özellikle bir tarafın diğerine kızgın olduğu durumlarda ya da aldatıldığını öğrenen tarafın altta kalmamak için gurur duygusuyla hareket ettiği durumlardır.

Aldatıldığımızı anlayabilir miyiz?

Eşimizin bize karşı olan ilgisi hissedilebilir derecede azaldığı zaman hemen ‘eşim artık benimle ilgilenmiyor, hayatında birisi var’ düşüncesine kapılırız ve bu düşünceye göre hareket ederiz. Kafamızda bir takım komplo teorileri üretir ve bir dedektif gibi bunların peşinden gideriz. Ancak bu son derece yanlıştır. Çünkü aldatma gibi ciddi bir konu ihtimaller üzerinden değerlendirilemez. Elimizde somut kanıtlar olmalıdır. Eğer ki somut deliller varsa soğukkanlı bir şekilde oturup düşünülmelidir. Aldatılan kişi mutlaka ki kendini haksızlığa uğramış hisseder ama karşı tarafı suçlarken biraz da kendi davranışlarını ölçüp tartmalıdır.

İlgi azalmasının yanı sıra kişi aldatılacağını ya da aldatıldığını mutlaka önceden sezer. Çünkü evlilikte sevgi önemli bir unsurdur ve eğer kişide aldatıldığına dair önemli somut belirtiler varsa kişi bunu öngörüp aldatılmasını engelleyebilir. Çünkü aldatılma, süreçlerden oluşur, genelde bir anda gerçekleşmez ve ne kadar erken fark edilirse yolun başından dönmek o kadar olasıdır. Ancak kişi, eşinin aldatma potansiyeli olan durumuna müdahale ederken dikkatli davranmalı, bir anlık sinirle ya da kıskançlıkla yaklaşmamalıdır. Eşinin, kendisini onun yerine koyarak düşünmesini sağlamalı, dolayısıyla ona empati kurdurmalıdır. Bu iletişimi sağlarken yargılayıcı, yadırgayıcı ya da eleştirisel cümlelerden kaçınmalı, kendi hislerini ön plana çıkaracak cümleler kurmalıdır.

Aldatmaya karşı neler yapmalıyız?

Sosyal ve kişisel nedenler aldatmanın temel taşlarını oluşturmaktadır. İlgi eksikliği yaşayan bir eş, ya da flört döneminde yaşadığı heyecanı evlilik sonrası eşinde göremeyen taraf soğuma eğiliminde olacaktır. Eğer bu soğuma eğilimi erkek tarafında olursa cinsel sadakatini korumada da zorlanabilir. Evde sürekli gerilime neden olan sorunların yaşanması, eşlerin ilişkileri ve varsa çocukları konusunda sürekli tartışması ya da kişilik çatışmaları erkeği evinden ve eşinden uzaklaştırır. Kadının, eşini kendisinden uzaklaştıracak bu tip durumların farkında olması gerekir. Bu açıdan kadının ev içindeki üstlendiği farklı roller çok önemlidir.

Eğer kadın, rollerinden birini fazla önemseyip eşine olan ilgisini gösteremezse bu durum erkeğin soğumasına ve ilgiyi dışarıda aramasına neden olur. Özellikle ilişkide çocuk olduktan sonra kadın, biyolojik özelliklerinin etkisiyle değişir ve neredeyse bütün dikkatini ve ilgisini çocuklar ve ev işleri üzerine yönlendirir. Dolayısıyla eşiyle eskisi gibi ilgilenemez.

Tabi ki bu saydığımız durumların hiçbirisi erkeği aldatma konusunda haklı göstermez. Bu durumlarda erkeğin yapması gereken şey, ilişkiyi baştan sona irdelemek, olması gerekenlerin ve olmayanların farkına varmak, sorunu çözmeye çalışmak, kendi yanlışlarını ve eşinin eksiklerini analiz etmek, bunların düzelmesini sağlayacak adımlar atmaktır. Ancak maalesef ki çoğu erkek eşiyle arasındaki ilişkiyi düzeltmek yerine eşini kendi haline bırakıp yeni arayışlara girme eğiliminde olmakta, eksilen duygularını aldatma yoluyla tamamlama davranışı göstermektedir. Bu durumda kadının anne ile eş rollerini düzeyli seviyede ayarlaması gerekmektedir.

Aldatılmanın Psikolojik Etkileri

Aldatıldığını düşünen taraf bu sorunu eşiyle paylaşabilir . 'Böyle hissediyorum, böyle bir sorun var mı' şeklinde konuşabilir. 'Evet' yanıtı alındığında yas süreci, sıkıntı, uykusuzluk, tedirginlik dönemi başlayabilir ki depresyonun en büyük nedenlerinden biri eş tarafından aldatılmaktır. Aldatılma sonrası depresyon yaşamayan çok az insan vardır. Aldatıldığını öğrenen insan kendini kızgın, değersiz, önemsiz, hiçbir şeye layık olmayan biri gibi hisseder. Hatta ve hatta bunun altında kalmayı kendine yediremez ve ‘sen beni aldattıysan ben de seni aldatırım’ gibi yanlış bir yola kapılır. Genellikle toplumumuzda kadınlar bu olayı bastırma ve sineye çekme davranışı gösterirler ancak erkeğin pişman olduğu durumlarda ilişkileri devam etse bile kendilerini bir daha eskisi gibi hissedemezler, hep eşleri tarafından beğenilmediklerini düşünürler ve diğer bayanlarla kendilerini kıyaslama yoluna giderler.

Öte yandan eşine karşı artık bir şey hissetmediğini, sevgisinin bittiğini söyleyen taraf ( toplumumuzda genellikle erkek tarafı ) bunu aldatma için bir zemin hazırlama olarak kullanır. Halbuki sevgi değişkendir ve güzel hisleri bir dönem hissetmemek, bir daha onları hiç hissetmeyeceği anlamına gelmez. Ancak şu söylenmelidir ki yaşamının olgun döneminde bile zevklerinin peşinden koşan insan aslında olgunlaşmamıştır ve hiçbir zaman mutlu olamaz. İnsanı gerçek mutluluğa ulaştıracak olan, somut kavramların yanı sıra soyut ideallere de ulaşmaktır. Böylece insan hata yapsa bile bundan pişmanlık duyar ve ilişkisini kurtarmak için kendini toparlar. Bu nedenle evlenecek kişilerin hayat felsefelerinin, kültürlerinin ve ideallerin birbiriyle örtüşmesi çok önemlidir. Bilim adamlarının 21. yüzyılda keşfettikleri bir gerçeği, anlaşılan onlar 20. yüzyılın ortalarında biliyorlarmış. Çünkü Amerikalı gen mühendisleri, bir aldatma geni buldukları iddiasındalar. Yani yüksek tansiyon, mavi göz, uzun boy, kolesterol gibi ‘aldatma alışkanlığı’ da kuşaktan kuşağa geçiyormuş. Yani ‘anasına bak kızını al’ ya da ‘babasına bak oğlunu alma’ durumları var ortada.

Aldatmanın tarihi, insanoğlunun tarihi kadar eski. Biri diğerini aldatmaya görsün, ‘can acıyor’, ‘hayatlar kararıyor’. Üstelik aldatma, dil, din, cins, milliyet, ırk, yaş ayrımı yapmadan herkesi vuruyor. Dünyanın en prestijli erkek ve kadınlarından devlet başkanlarına, işçilerden köylülere, yani topyekûn herkesi pençesine alan aldatma konusu, bilim adamlarının da araştırma sahasına girmeyi başardı.

Soru şu: “Neden aldatıyoruz ve aldatma geni var mı?” Son yıllarda her şeyin nedeni olarak DNA’ya başvuran genetik bilimi, eğer buna da cevap verebilirse; ezeli sorunumuz aldatmayı da rafa kaldırabileceğiz demektir.

Bu araştırma kapsamında çalışan İngiliz bilim adamları, yaşları 18 ile 60 arasında değişen 5 bin kadınla görüşmüşler. Bu kadınların yüzde 23’ü en az bir kere eşlerini aldattığını itiraf etmiş. Aynı araştırma kapsamında ikiz kadınlar da incelemeye alınmış ve bu inceleme sonunda görülmüş ki, ikizlerden biri ihanet ederse, diğerinin ihanet etme oranı yüzde 55. Bu çalışma, 1993’te başlayan, aynı zamanda eşcinselliğin de genetik olabileceğini düşündüren tartışmayı da alevlendirmiş.

Aldatma genetik mi?

Biyolojik psikiyatri üzerine çalışmalar yapan, Pamukkale Üniversitesi Psikiyatri Kliniği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Herken, aldatmanın geni olmayacağını ancak Batılıların bu tür söylemleri çok sevdiklerini belirtiyor. Doç. Dr. Herken’in yorumu şöyle: “Hiperseksüaliteye yol açan genlerin bulunduğunu söylüyorlar. Problem polimorfizm kavramında düğümleniyor. Bu kavramı anlayabilirsek, genlerle ilgili yapılan yorumları da anlayabiliriz. Gerçekte genetik çeşitlilikle ilgili bir kavram bu. Geçenlerde bilimsel aktüalite dergilerinde ‘İnancın geni bulundu’ dendi. Okurların burada anladığı, bu (VMAT2) gene sahip olanın dindar olduğu, bu gene sahip olmayanın ateist olduğu şeklindeydi. Oysa bu genin üç farklı şekli insanlarda bulunuyor ve soyut düşüncenin gelişimiyle ilgili bir gen bu. Bu genin bir formunda soyut düşünce gelişkin, birinde orta düzeyde, diğerinde zayıf oluyor. Soyut düşüncenin gelişkin kısmında birey tanrıya inanıyorsa, o zaman mesela Mevlânâ veya Yunus Emre gibi olaylara geniş ve değişik çerçeveden bakabilen kapsayıcı bir inanca sahip oluyor. İnançsız olursa, soyut düşüncesi yine gelişkin oluyor ve Nietcszhe, Jean Jacques Rousseau gibi oluyor. Mesela soyut düşüncesi zayıf olan grup futbol taraftarı olursa, holigan; dine takılırsa, şekilci, içerikten yoksun bir din anlayışı geliştiriyor ve yobaz oluyor. Dinde Mevlânâ, Yunus Emre anlayışı nerede, yobazlık nerede. Soyut düşüncesi gelişkin birey inançsız olursa, JJ Rousseau gibi, muhalif söylem sahiplerinin konuşabilmesi için ‘Gerekirse hayatımı veririm’ diyebiliyor. JJ Rousseau’nun ufku nerede holiganizmin ufku nerede.”

Günahın geni

Doç. Dr. Herken, daha önce de dürtüselliğin ve saldırganlığın derecesini belirleyen MAO ve COMT genlerinin günahkârlığı etkilediği yolundaki iddiaları hatırlatarak şunları söylüyor: “Burada da dindarlığın geni bulundu denildiğinde yapılan hata yapıldı. Dürtüsel ve saldırgan eğilimli (günaha meyilli) olan dindar da var, olmayanı da. ‘O geni taşıyan herkes günah işlemek zorunda’ diye bir şey yok. Bu, belki meyilli olmayı açıklayabilir. Fakat her halükârda irade esastır. Aldatma konusunda, mesela uçarı olma, daldan dala konma, sık gönül ilişkilerine girmekten bahsediyorsak, böyle bir şey başka bir ruhsal hastalığın belirtisi değilse, değerlendirmeye alınabilir. Bu genin de yüksek, orta ve hafif aktiviteli olmasına bağlı olarak seksüalitede farklılık olabilir. Ama bu, tek belirleyici olamaz. İnsanı insan yapan (diğer memelilerden ayıran) binlerce gen var. İnsan davranışı, bu karmaşık genlerin birden aktiflenmesi sonucunda iradi olarak ortaya çıkar. Yoksa insanın bir geni aktifleşip onun gereğini yapıyorsa, insanın diğer hayvanlardan farkının olmaması gerekirdi. Halbuki insan düşünen, birkaç seçenekten birine karar verebilen, verdiği kararı uygulayabilen, verdiği kararın sonuçlarına katlanması gerektiğini önceden bilen bir varlık. Konumuz aldatmanın geni olduğuna göre, bahsi geçen genin fazla, orta veya zayıf aktiviteli olmasına bağlı olarak aldatmaya fazla meyilden belki bahsedilebilir. ‘Fazla olan çok aldatır, az olan az aldatır’ denilemez. Çünkü insanın davranışını sadece genler yönlendiremez. İnsanın davranışında (aldatma da buna dahildir) biyolojik yapı, bireyin iç dünyası kadar sosyal değişkenler de etkili oluyor. İnsan davranışını belirlemeye yönelik genetik çalışmalara bu gözle bakmakta fayda var. İnsanın genetik yapısının şimdilik değiştirilebilmesi olanaklı görünmüyor, Fakat bu, sonradan etkilenemeyeceği anlamına gelmiyor. Şimdiki imkânlarla bile etkilemek mümkün. Belki yakın bir gelecekte değiştirmek de mümkün olacak.”

Yüzde 20’lik etki var

Psikiyatr Dr. Alp Karaosmanoğlu ise aldatma konusunda genlerin etkisi olabileceğini düşünüyor ve sonucun hazırlayıcısı olarak yüzde 20’lik bir etki bulunabildiğini söylüyor. Ancak birçok davranışta olduğu gibi, aldatma konusunda da yüzde 75-80 etki, farklı koşullardan geliyor. Psikiyatr Karaosmanoğlu, “Bulut olunca yağmur yağar ama her zaman yağmaz. Gen bir etken sadece. Örneğin bizim araştırmalarımızda, aldatan bireylerin aşırı şımartıcı anne ve uzak babaların çocukları olduğu görüldü.”

Genler etkili olabilir

Psikiyatr Dr. Armağan Samancı, aldatmanın genetik olup olmayacağı sorusuna karşılık; bir grup insanın ilişkilerinde daha süreksiz olduğunu, farklı ilişkilere kaydığını, buna karşılık bir grup insanın da bağımlı ilişkiler gösterdiğini belirtiyor. Dr. Samancı, “İnsanların kişilik özellikleri genler tarafından belirleniyor. Sosyal çevre, davranışlarda etkili olsa bile aldatmayı belirleyenin genetik özellikler olma ihtimali yüksek. Ancak, biliyoruz ki, hem psikiyatrik rahatsızlıklar hem kişilik özellikleri çoğul genlerin fonksiyonu olarak ortaya çıkıyor” diyor.

Psikiyatr Dr. Kemal Sayar ise aldatmanın genetik değil, aksine tamamen psikolojik nedenlerden kaynaklandığını düşünüyor. Dr. Sayar, “Çocukluk dönemindeki güvenlik ihtiyacı buna neden oluyor” diyor.

Genetik yatkınlık nedir?

New York’ta yaşayan Genetik Mühendisi Dr. Mesut Darendeli ise aldatmanın genetik olup olmayacağına ilişkin olarak şunları dile getiriyor: “Öncelikle şunu soralım, psikiyatrik bir hastalık geliştirmeye genetik olarak yatkın olabilir miyiz? Bu konudaki bir araştırma, kişinin verili bir patoloji geliştirmeye az ya da çok uygunluğunu belirleyen genom değişimlerini ortaya çıkartmaya çalışır. Bu risk etkenleri sayıca çoktur ve tanımlanmaları zaman alacaktır. Bugüne kadar, bu tür bulgular bildiren yayınlardan hiçbirinin doğrulandığı ise görülmedi. 1980’li yılların başından itibaren, moleküler biyoloji ve genetik analiz alanındaki gelişmeler, psikiyatrik hastalıkların incelenmesinde yeni bakış açıları sunmuştur. Aslında, patolojik süreçlerin ve belirtilen etkenlerin daha iyi anlaşılması, tedaviyle ilgili bazı ölçülere varmamızı sağlayabilir. Risk kavramı veya genetik yatkınlık, psikiyatrik hastalıkların da içine girdiği, çok etkenli hastalıklara özgüdür. Her şey DNA’nın ve daha özel olarak bir kişiden diğerine değişiminin analiziyle başlar. Genom haritası sayesinde, her kişi için bir çeşit kimlik kartı oluşturulabilir. Bunlar gerçekte, genetik belirteç olarak adlandırabileceğimiz, bir kişinin karakteristik DNA değişimleridir.

Yatkınlık veya risk etkenleri için nereye bakılması gerektiği bilinmediği için, bunların yerleri belirteçlere göre belirlenebilir. Bu yüzden, hastalık ve belirteçlerin aynı ailede nasıl bulunduğu üzerinde çalışılmaktadır. Eğer, klinik bulgular ve birbirinden bağımsız olarak geçmediklerini kanıtlayan verili bir belirteç arasında bir bağıntı kurulabilirse, bunun genetik bir ilişki olduğu söylenir.”

Aldatma üzerine araştırmalar

İngiltere’de yapılan bir araştırma sonuçlarına göre; kadınlar ‘âşık oldukları için’, erkekler ise ‘karşı cinsin cazibesine kapıldıkları için’ aldatıyor. Erkeklerin yüzde 44’ü karşı cinsin fiziksel cazibesine kapılıyor. Kadınlarda ise ‘aldatma sebebi’, yüzde 50’ye yakın oranla ‘aşk’.

Kadınların diğer ağırlıklı ‘aldatma sebepleri’ de evliliklerinde yaşadıkları mutsuzluk.

Aldatma, ‘sevgililer’ arasında daha çok yaşanıyor. Evli çiftlerde aldatma oranı yüzde 21.

Beraber yaşayan sevgililerde yüzde 51.

Türkiye’de durum

Psikiyatr Armağan Samancı’nın iddiasına göre, “Eşinizden başka bir erkekten hoşlandınız mı?” sorusuna ‘evliliği iyi’ kadınların yüzde 13’ü, ‘evliliği orta derecede’ kadınların yüzde 9’u ve ‘evliliği kötü’ kadınların yüzde 100’ü ‘Evet’ yanıtını veriyor. Psikiyatr Samancı’ya göre, evli kadınların yüzde 10’u eşini aldatıyor.


REFERANS
http://www.donusumkonagi.net/http://
www.genbilim.com/content/view/274/97/

alinti





Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://ay-maral-can.forum-aktiv.com
 
ALDATMAK VE ALDATILMAK ÜZERİNE...
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Abartisiz Atis Serbest-
Buraya geçin: