Hosgeldiniz.... AyMaRaLCaN Bilgi Paylasim Platformuna..... Cay Isterseniz ( Hayali Büfe ) Smile Sagda Büfemiz Var Buyurun Bir Bardak Alin Afiyetle Icin Seker Bitmis ise Lütfen Zile Tiklayin Servisimiz Yardimci Olacaktir..... ..Keyifli Seyirler Dilerim Smile Bye ...
Yazar ---- > Wink AyMaRaLCaN



 
AnasayfaGüncel KonularGaleriSSSAramaKayıt OlGiriş yap
En son konular
»  Acilinden Kaciyorum ...Görüsmek Umudu Ile <---- Bye
Cuma Ara. 14, 2012 7:05 am tarafından AyMaRaLCaN

» Bir Sarkisin Sen
Cuma Ara. 14, 2012 7:03 am tarafından AyMaRaLCaN

» MerHaba MerHaba :)
Cuma Ara. 14, 2012 6:58 am tarafından AyMaRaLCaN

» Azerbaycan Yemekleri,Azerbaycan Yemek Kültürü,Azerbaycan Mutfağı
Cuma Ara. 14, 2012 6:49 am tarafından AyMaRaLCaN

» ORHAN AFACAN SIIRLERI Tas Atan Cocuklar
Cuma Kas. 30, 2012 7:48 am tarafından AyMaRaLCaN

» Aşık Mahzuni Şerif - Bu Mezarda Bir Garip Var
Cuma Kas. 30, 2012 3:51 am tarafından AyMaRaLCaN

» Aşık Mahzuni Şerif - Bizden Geriler (Gam Kasavet)
Cuma Kas. 30, 2012 3:49 am tarafından AyMaRaLCaN

» Aşık Mahzuni Şerif - Benim Hayatım
Cuma Kas. 30, 2012 3:48 am tarafından AyMaRaLCaN

» Aşık Mahzuni Şerif - Babasını (Bir Fakirin Hatırını)
Cuma Kas. 30, 2012 3:46 am tarafından AyMaRaLCaN

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Istatistikler
Toplam 7 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: AyBüke

Kullanıcılarımız toplam 28063 mesaj attılar bunda 19753 konu
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Similar topics
Sosyal yer imi
Sosyal yer imi Digg  Sosyal yer imi Delicious  Sosyal yer imi Reddit  Sosyal yer imi Stumbleupon  Sosyal yer imi Slashdot  Sosyal yer imi Furl  Sosyal yer imi Yahoo  Sosyal yer imi Google  Sosyal yer imi Blinklist  Sosyal yer imi Blogmarks  Sosyal yer imi Technorati  

www.ay-maral-can.forum-aktiv.com

Sosyal bookmarking sitesinde adresi saklayın ve paylaşın
En bakılan konular
Xürremiler Herekatı ve Babek
Bir Sarkisin Sen
Azerbaycan Bayragi
Acilinden Kaciyorum ...Görüsmek Umudu Ile <---- Bye
MEN TELESMİREM Semed Vurgun ..1954
Radyo icin Tema Resimleri Resimler Resim
Murat Yıldırım Burçin Terzioğlu Düğün resimleri
MerHaba MerHaba :)
Hiphop - Rap Müzik Şarkı Sözleri
Yeni Büyük Kalp Gif'leri Arşivi 3, Küçük Kalpler, Küçük Hareketli Kalpler, Küçük PNG Kalpler, Küçük Sayfa süsleme Kalpleri, Minik Kalpler, Kırmızı Minik Kalpler, HAreketli

Paylaş | 
 

 Seri Katiller, Seri Katiller Nasıl Bir Kişilikdir, Seri Katillerin Geçmişleri, Seri Katillerin Aileleri,

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Misafir
Misafir



MesajKonu: Seri Katiller, Seri Katiller Nasıl Bir Kişilikdir, Seri Katillerin Geçmişleri, Seri Katillerin Aileleri,   Salı Ocak 18, 2011 1:17 pm












Bir bayram vakti
kiraladıkları arabayla 53 saatlik bir yolculuğa çıktılar. Bursa, İzmit,
Ankara, Mersin ve Adana’da tesadüfen karşılarına çıkan 7 kişiyi pompalı
tüfekle öldürdüler. Neden?

Röportaj: Ezgi Başaran / Radikal
Yiğit Bekçe (33) ve Mehmet Karahasan (2
Adapazarı’nda yaşayan iki gençti. Dört yıl önce bir bayram vakti
kiraladıkları arabayla 53 saatlik bir yolculuğa çıktılar. Bursa, İzmit,
Ankara, Mersin ve Adana’da tesadüfen karşılarına çıkan 7 kişiyi pompalı
tüfekle öldürdüler. Neden? Gerçek cevabı bulmamın aslında imkânsız
olduğunu biliyordum. Önemi yok. Hrant Dink’in eşi Rakel’in, cenaze
töreninde söylediği “bir bebekten bir katil yaratan karanlığı
sorgulamadan hiç bir şey yapılamaz kardeşlerim…” sözüydü beni Ankara
Sincan Cezaevi’ne getiren. Cezaevi memurlarından biri otoparkta
iliştiğim kaldırımın yakınına gelip “Buyrun gidelim…” dediğinde randevu
saatime sadece 15 dakika kalmıştı. Birazdan karanlık dünyanın kiralık
odasında buluşacaktık.

Bekleme odası tuhaf bir yer… Bir
hastanedeyseniz ziyaretçiler olarak hastalık konuşursunuz. Bir
cezaevinin bekleme odasıysa eğer orası, konu suçtur: “Sizinki niye
içeride?” “Karşılıksız çek…” “Parayı yatırmazsanız babanız daha yatar…”
Hastanede ilaç tavsiye olunur, cezaevinde avukat. Hastanede ameliyatın
saatlerini sayarsınız, cezaevinde bağışlanmanın yıllarını… Sincan,
içinde farklı tip cezaevlerini barındıran devasa bir kompleks. Bir
binadan diğerine yürüyerek ulaşmak söz konusu değil. O yüzden sapsarı
renge boyanmış bekleme odasını dolduran insanlar olarak belli
aralıklarla gelen eski tip bir otobüse biniyoruz. Cezaevi dolmuşu bu…
Her durakta şoför uyarıyor: “Açıkta inecekler…” “L Tipi yolcusu
kalmasın…” Otobüste çalan pop şarkısı “Üzeni unutur, unutulur gider.
Herkes kendi kaderini çizer” diyordu. Türkiye’nin bu ilk hızlı seri
katilleri (spree killer) Yiğit Bekçe ve Mehmet Karahasan, F Tipi
Cezaevi’ne düşmelerine sebep olan kaderlerini nasıl çizmişti? Hürriyet
yazıişleri dört yıl önce, cinayetlerden hemen sonra bu sorunun cevabını
bulmamı istemişti. Önce Adapazarı’na, oradan Yalova’ya, oradan da
Gemlik’e gitmiş, Karahasan ve Bekçe’nin hayat adımlarından arta kalan
kırıntıları toplamaya çalışmıştım.




Bekçe ilk suçunu 17 yaşında işledi.
Sabıka dosyasında adam yaralama, gasp, hırsızlık gibi suçlar var. Zaten
Ekim 2006’nın sonunda cereyan eden cinayetler silsilesi, Bekçe’nin
Gemlik’teki bir hasmını yaralamasıyla başlar. Yalova’daki annesinin
kapısını çaldığımda konuşacak hali olmayan ama öfkeli bir kadınla
karşılaşmıştım. Beni içeri davet etmemiş, kapı aralığından “Yiğit zor
bir çocuktu, sorunları vardı, uyuşturucu kullanıyordu” demekle
yetinmişti.


Önce aileleri anlatmıştı
Mehmet Karahasan’ın durumu biraz daha farklıydı. 14
yaşında ablasına sarkıntılık ettiğini düşündüğü varlıklı bir ailenin
oğlunu öldürmüştü. Akşamüstü Adapazarı’nda boyasız bir apartmanın giriş
katında misafir olduğum evde Karahasan ailesiyle tanışmıştım. Baba Osman
Bey oğlunun 14 yaşında işlediği ilk cinayetten sonra halim selim bir
genç olarak hayatına devam etmeye çalıştığını ama sabıkalı olduğu için
iş bulmakta zorlandığını anlatıyordu. Ona göre Mehmet’in temel sorunu
buydu. O akşam perişan halde bir koltuğa dizilmiş beş ablası Mehmet’i
anlatmıştı bana: “Biz ona Boncuğum derdik. Karısına, annemize mutfakta
yardım eden, ütü yapmayı seven evcimen bir çocuktu. ” Baba Karahasan,
beni uğurlarken aklıma kazınsın istediği o cümleyi her kelimenin üstünde
nefes alarak tane tane söylemişti: “Biz namazımızda niyazımızda bir
aileyiz. Mehmet’ten çok ölen insanlara üzülüyoruz.”

Cezaevi dolmuşu ilk görüşmeyi yapacağım Yiğit Bekçe’nin
kaldığı 1 No’lu F tipinin önünde durduğunda arkama dönüp baktım. Bomboş…
Araçta ben ve bana eşlik eden memurdan başka kimse kalmamıştı. F
tipinin sık sık ziyaretçisi olmuyor belli. Bekçe’nin bu görüşme için
şartları bana önceden bildirilmişti: Fotoğraf çekilmeyecek, ses kaydı
yapılmayacak. Sadece kâğıt ve kalem. Cezaevinin kuralları ise başkaydı:
Görüşme sırasında güvenlik için dört memur bana eşlik edecek. Pembeye
boyanmış demir parmaklıklarla ayrılmış iki koridor geçtikten sonra bir
odaya alındım. “Yiğit hazırsa, getirin” dedi müdür bey. İşte başlıyoruz…


Gazetecilere öfkeliyim
Yiğit Bekçe siyah eşofman takımıyla odaya girdiğinde
öfkeliydi. Gazeteci milletinden hazzetmediğini acilen bana belli etmek
istiyordu: “Mahkemeye götürülürken burnuma mikrofon dayayanlara tekme
attım ama uyuşturucunun etkisi altındaydım. Bütün kan tahlillerinde
çıktı zaten. Ama ben gazetecilere kızgınım” dedi. Müdür Bey, “Sen kabul
etmedin mi bu röportajı Yiğit, kabul etmeseydin gazeteci hanım gelmezdi”
diye araya girince, sustu.

Bana döndü, “Sen sormadan ben söyleyeyim, neden yaptık
onu merak ediyorsun değil mi? Onun için geldin bunca zaman sonra…” Evet
öyle. “Bunun cevabını bildiğimi nereden çıkardın? Kendime cevap
veremiyorum, sana ne diyeyim…” Aslında ben 53 saat süren o meşum olaydan
başlamak istemiyordum. Ama Bekçe öyle tercih etti: “Benim vicdanımın
yarısı rahat. Evet katilim, çok kötü şeyler yaptım ama o cinayetlerin
yarısı bana ait.”


Mehmet’le mektuplaşıyoruz
Söz ister istemez Mehmet Karahasan’a gelmişti. Mahkemede
suçu birbirinin üstüne atan bu iki kişinin arası şu anda nasıl?
Birbirleri hakkında ne düşünüyorlar? “Bana Mehmet’in cinayetleri
anlattığı bir videoyu izletmişlerdi ilk zamanlar. O anda delirdiğimi
hatırlıyorum çünkü doğru söylemiyordu. Kindar bir insanım ama Mehmet’i
affettim. Şu anda mektuplaşıyoruz. Geçen gün bana bir fotoğrafını bile
gönderdi.”

Yiğit Bekçe hâlâ tek kişilik odada kalıyor, günde bir
saat odasının önündeki küçük avluya çıkıp hava alıyor. “Dört yıldır
neler yaşadığımı bir ben bilirim. Bana en çok koyan ne biliyor musun?
İnsanların bana iğrenç bir böcekmişim gibi bakması. En büyük ceza bu,
ölsem o bakışlar kadar acı vermezdi. Burada cezamızı çekiyoruz
anlayacağın, herkesin içi rahat olsun…”


Pişman mısın diye sormayacak mısın?
Mehmet’le nasıl tanıştınız?
Uyuşturucu ortamında. Bazen boş bir inşaatın içinde
buluşulurdu, bazen bir arkadaşın yerinde. Orada muhabbet arasında 14
yaşında cinayet işlediğini söyledi. Benim de benzer hadiselerim var ya…
Öyle anlaştık.

Olaylardan ne kadar önce?
Bir sene olmamıştır tanışalı. Annem Yalova’da yaşıyordu,
ben bir kadın arkadaşımla Akyazı’da. Bu olaylar olmasaydı evlenecektim
zaten. Mehmet’le eşi bir Ramazan’da bize iftara gelmişti. Annesini,
babasını hiç görmedim.

Siz Gemliklisiniz değil mi?
Evet. Çocukluğum da orada geçti. İki ayrı grup vardı
gençler arasında. Bir kısmımız eski sahile, bir kısmımız yeni sahile
takılırdı. Bizi Balıkpazarı ayırırdı. Beni hep arkadan vurdular biliyor
musun? Bense beni vuranları Gemlik meydanının ortasında. Kendimi böyle
gösterdim. Sen benim babam nasıl öldü biliyor musun?

Siz küçükken vurulmuştu?
Bir deli bıçakladı babamı. Akli dengesi bozuk bir adam
rastgele önüne geleni bıçaklamaya başlamış sahilde. Üçüncüsü hamile bir
kadınmış, dördüncüsü babam.

Ortaokul mezunu musunuz?
Bitirmedim. Ama keşke okusaydım desem yalan olur. Okuyacak çocuk değildim. Çantayı bir tarafa atar, sonra başka tarafa koşardım.
Nasıl geçiniyordunuz?
Seracılık yapıyordum.
Annenizle aranız nasıldı?
Annem benim için en çok uğraşan kişidir. Beni
uyuşturucudan kurtarmak için elinden geleni yaptı. AMATEM’e yatırdı, ben
camı kırıp aşağı atladım, kaçtım.

Kaç yıldır uyuşturucu kullanıyordunuz?
Çok. Ama bazen ara verirdim. O zaman kendimi bir cuma
namazında bulurdum. Annem de kız kardeşlerim de namaz kılardı. Onlara
baka baka öğrenmiştim. Şimdi normal biri olmaya çalışıyorum, sigarayı
bile bıraktım. Ama burada kolay değil, insanların bana bakışları,
sözleri… Bazen odada dururken o sözler kulağımda dolaşıyor. Şizofren mi
olduk diyorum.

Kitap okuyormuşsunuz burada
Evet dini kitaplar. İnanmaz gibi
baktın… O kadar iğrenç biriyim ki, dini kitap okuyamam değil mi?
Polisiye, cinayet romanı mı okuyacaktım, dini kitap okuyorum.


Elinizdeki dövmelerin bir anlamı var mı?


Geçmiş bitmiş bir şey, dövmeler eskidi.


Ziyaretinize gelen oluyor mu?


Annemle dört ay önce görüştük. Kız
kardeşlerimi 1 senedir görmüyorum. Kocaları izin vermiyordur belki ama
bana “Çoluk çocuk peşindeyiz, ondan gelemedik” diyorlar. Bu geçen
bayramda geleceklerdi, gelmediler.


Anneniz sizi ilk ziyaret ettiğinde ne dedi?
Nasıl yaptın, nasıl, nasıl… Dört yıldır bütün görüşmelerimiz bu soruyla başlıyor ve biliyorum 10 yıl sonra da öyle olacak.


Siz ne cevap veriyorsunuz ona?


Oldu işte diyorum… Pişman mısın diye sormayacak mısın?


Pişman mısınız?


Pişmanım, bu acıların çekilmemesini çok isterdim.


Spree katil kime denir
İngilizce spree kelimesinin anlamı
cümbüş, âlem. Türkçe’de spree katilin tam karşılığı yok. FBI’a göre
spree katil, birden fazla kişiyi çok kısa sürede farklı yerlerde öldüren
kişidir.


Seri katilden farkı kurbanlarını
rastgele seçmesi, cinayetlerin birkaç gün ya da saat içinde
gerçekleşmesidir. Hızlı seri katiller genellikle erkek olur.


Cinayetlere bazen ailelerinden,
bazen iş arkadaşlarından başlarlar. Bazen de sokakta karşılarına çıkan
kişileri hedef alırlar. Cinayetleri tetikleyen bir olay mutlaka vardır.


Cinayetler başladıktan sonra
karşılarına çıkan her kişide hayatta onları reddedenleri, hayal
kırıklığına uğratanları görmeye başlarlar. Böylece hayattan intikam
aldıklarına inanırlar.


Şimdi sırada Mehmet Karahasan var. O
da fotoğrafının çekilmesini istemiyor ama söylediklerini kaydetmeme
izin verdi. 2 No’lu F tipinin kütüphanesinde, uzun bir dersliğin kısa
kenarında, karşılıklı oturduk. Sakin ama huzursuzdu




Sizin anlatmak istediğiniz bir şey var mı, önce oradan başlayalım…
Ailemle görüşen gazeteci sizmişsiniz
galiba olaylar olduğunda. Sırf onun için kabul ettim bu röportajı.
Yoksa böyle bir şeyi anlatmak… İnsan nasıl anlatabilir yaptıklarını,
ettiklerini? Merak ettiğiniz şeyi sorun.


Neden yaptınız?


Neden yok. İlk Gemlik’teki olayda husumet vardı.


Ondan sonrası… Bursa, İzmit, Mersin, Adana, Ankara?


Ondan sonrası da çözülecek bir şey değil işte. Soruyorsunuz, anlat diyorsunuz da olacak iş değil.
Hiçbir işi başaramadım
Anlatabileceğiniz şeylerle devam edelim… Eğitim durumunuz nedir?
Ortaokulu imam hatipte okudum. Liseye devam edemedim
çünkü 14 yaşındayken cezaevine girdim. Çıkınca da uzun bir süre geçmişti
aradan. Devam etmek nasip olmadı.

Ablalarınız sizden ‘çok evcimendi, sakindi’ diye bahsetmişti
Ne söyledilerse doğrudur. Kalabalık bir ailenin içinde
Akyazı’da büyüdüm. Sosyal çevremiz nasıl diyeyim, orta gelirli
insanların olduğu bir çevreydi. Babam market çalıştırıyordu, annem ev
hanımıydı.

Sizden sonra doğan erkek kardeşinizin ablanıza evlatlık verilmesi hadisesini hatırlıyor musunuz?
Evet ablamın yanında yaşıyor kendisi, onun evladı gibi.
Ben o zaman 4 yaşındaydım, o 25 günlükken gitti. Bilincindeydim olayın. O
da 5-6 yaşlarına geldiğinde öğrenmişti.

İlkokulda, ortaokulda nasıl bir öğrenciydiniz?
Çok çalışkan olmasam da üst sıralarda yer aldığım
olmuştur. Okurken kendi ütümü kendim yapardım. Tertipli, düzenli, temiz
olmayı severim.

Sonra ne oldu da 14 yaşında o cinayeti işlediniz?
İşin açığı… Benden bir büyük olan ablama, bir tanesi
musallat oluyordu. Aileler barıştırmaya çalıştı. O zaman da biraz
asabiyet vardı bende. Sürekli çatışmalarımız oldu karşı karşıya
geldiğimiz zaman o kişiyle. Günün birinde markette cinayet gerçekleşti
işte.

Babanızla çatışır mıydınız?
Babamız sinirli, genelinde asabi bir insandır. Ama aram
hep iyiydi. Küçükken yaramazlık yaptığımda yemişimdir dayağı, yoksa
iyiydi. Annem de evlatlarını çok seven normal bir annedir. Ben
cezaevinden çıktığımda 18 yaşındaydım. Büyüklerimiz Akyazı’da
kalmamamızı uygun gördü. Ben annem babamla Yalova’ya taşındım, ablalarım
Akyazı’da kaldı.

Hangi işlerde çalıştınız?
Cezaevinden çıktıktan sonra toplum insanı dışlıyor,
benimseyip içine almıyor yani. O yüzden bayağı bir değişik işlerde
çalıştım. İzmir’deki ıslahevinde konfeksiyon eğitimi almıştım, bir süre
onu yapmaya çalıştım. Başaramadım. Ondan sonra Yalova’daki elyaf
fabrikasına işçi olarak girdim. Onu da başaramadım.


Niye başaramıyorsunuz?
İnsanın üstüne biraz fazla geliyorlar. 50 senedir
yapılmayan bir işi tutup bana yaptırmaya çalıştılar, sırf dışlamak için,
sabıkalıyım diye.

En son işte oradan ayrıldım, tazminatı aldım. Hemen sonra olanları biliyorsunuz zaten…
Fabrikadan atıldınız mı?
Baskıya dayanamayıp ayrıldım. Eski hükümlü kadrosunda çalışıyordum. Gitsin de nasıl giderse gitsin diye bakıyorlardı.

Ailem birbirine bağlıdır
Hayattaki en büyük hayaliniz neydi?
Asker olmak. Zaten askeri akademiye
devam etmek için imam hatibi bırakmıştım. Düz liseye kaydımı yaptırdım
ki oradan askeri liseye geçecektim. 10 gün vardı okulların açılmasına.
Marketteki cinayet oldu, hapse düştüm, gidemedim. Ama askerliğimi takdir
belgesiyle bitirmişimdir. Diyarbakır’da havacıydım.


En yakın arkadaşınız kim?


Sır paylaşacağım kimsem olmadı. Ama
bizim ailemiz birbirine bağlı bir ailedir. Onlardan hiç dışlama gibi bir
tepki görmedim yani.


Yiğit’le nasıl tanıştınız?


Uyuşturucu içilen yerler vardı.
Arabada, köşe bir yerde buluşulur, içilirdi. Yiğit’i çok iyi tanımasam
da samimi olmuştuk kısa sürede. Birbirimizin sabıkalarını dolaylı yoldan
öğrenmiştik zaten. Yiğit’le o yola çıkmamın sebebi hem birbirimizi
anlamamızdı hem de uyuşturucu.


Uyuşturucuya nasıl başladınız?


İlk girdiğim çocuk cezaevinde
alışmıştım. Sonra da arkadaş çevresiyle devam etti. Annemle babam da
fark etmediler. Genç arkadaşların şunu düşünmesi lazım… Bazı şeylere
macera gözüyle bakabilirler ama sonu çok kötüye gidebiliyor. Bizim
başımıza gelen gibi.


Sizinki macera olarak mı başlamıştı?


Bilincimiz yerinde değildi. Kördük. Artık bu kısımlara girmek istemiyorum.


Siz katil misiniz?


Ben kendimi öyle görmüyorum.


Ama yaptıklarınız katil tanımına uyuyor?


İsteyen istediğini düşünebilir.


O gece rüyama hiç girmedi
Hiç o gece rüyanıza girdi mi?


Yok. Şunu soruyorsanız eğer…
Yaptığınız olayların etkisinde misiniz hâlâ diye… Yaptığımız olaylar
tarif edilecek bir şey değil. Bir sürü insanın canı yandı. Keşke bir şey
olsa da geri alabilsek. Cezaevi koşulları olsun, aldığımız ceza olsun,
bizim yaptığımızın yanında bir şey değil. Biz bundan belki daha da
fazlasını hak ediyor olabiliriz yani.


Neler olduğunu net olarak hatırlayabiliyor musunuz?


Hatırlamak için kendimi zorlamak istemiyorum.


Cezaevine girdiğiniz ilk günkü halinizle bugünkü haliniz arasında fark var mı?


Çok daha sakinim. İnsan burada,
içinde huzur bulamazsa kendini kaybedebilir. Kendinize biraz da olsa
huzur yaratmak istiyorsunuz yani. Kütüphanemiz zengin, elime geçen
kitapları okuyorum. Kuran da okuyorum.


Arınmak için mi?


Arınmak nasıl bir kelime, onu da tam çözemem kafamda. Bağışlanmak diyelim. Kıyılan insanların ruhunun rahat etmesi diyelim.


Babanız “Mehmet’ten çok ölenlerin ailelerine üzülüyorum” demişti bana…


Keşke o ailelere evlatlarını geri
verebilsem. Ben niye o gün oradaydım? Bunu kendime çok soruyorum.
İçinden çıkamıyorum. Ölenlere şehit gözüyle bakıyorum. Allahım onları
cennetine alsın.


Babanız ve anneniz sizi affetti mi?


Affetti olarak görüyorum ben. İlk
buluşmamız biraz karışık, oralara girmeyelim. Arada bir ziyarete
geliyorlar ama Yalova’dan burası uzak. En son haziranda görüştük.


Siz cezaevine girdiğinizde eşiniz üçüncü çocuğunuza hamileydi… Gördünüz mü oğlunuzu?


Evet getirdiler. Çok şirin, kocaman
olmuş. 5 dakika önce telefonda görüştük eşimle. Bugün ufak kızımın doğum
günü. Evde pasta kesiyorlardı ben aradığımda. Orada olamamak çok kötü
bir his. Doğum günü var, yanında değilsin, hasta olduğunda yanında
değilsin.


Eğer çıkarsanız kaç yaşında olacaklar?


Ben 65 yaşında olacağım, çıkarsam. Oğlum 40 yaşında.








alinti
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Seri Katiller, Seri Katiller Nasıl Bir Kişilikdir, Seri Katillerin Geçmişleri, Seri Katillerin Aileleri,
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Ahmet Kaya 23 full albüm no rapid
» Psd Nasıl Yapılır?[Resimli]
» Hobilerimiz
» Muğla Tahtacıları

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Abartisiz Atis Serbest-
Buraya geçin: